Kategoriler
Sabri Koçak yazıları

Satranççı ne ister?

Kahraman Olgaç, Sabri Koçak 2007

Satranç çekici ve gizemli bir oyun. Bana göre bir macera. Dış dünyada satranç konusunda karşılaştığım sık sorulardan biri de “satranç nasıl bir oyun?” olmuştur. Her eli ayrı bir macera olan dizi film gibi derim. Aynı rakiple oynarsınız, bilmem kaçıncı oyununuzdur, aynı açılışa hazırlanırsınız sonunda yine farklı bir oyun olur. Ankara’nın güçlü oyuncularından Hüseyin Saltık ağabeyimiz vardı, diyebilirim ki benden de hatta İsmail Doğantuğ’dan da teorik bilgiye daha meraklı, teoriyi sıkı takip eden bir satranççı ağabeyimizdi. Rakibin teorik hazırlığından da hiç korkmaz açılışlarını değiştirmezdi. Örneğin ben Marshall yapardım cesaretle kabul ederdi. Bir gün Tal’in bir analizine rastladım 22. Hamlede siyaha “!?” kalite bırakan bir hamle veriyor konum belirsiz diyor bırakıyordu. Tam emin olamamakla birlikte anımsadığım kadarı ile hamle 22…Ke4’tü. Ben de genellikle belirsiz konumları sever varyant hazırlarken onlar üzerinde daha çok dururdum. Hüseyin bey ile 22 hamle teorik oynadık ve ben Tal’in tavsiye ettiği hamleyi oynadım. Hüseyin bey 23’te soru çekti ve 24’te terk oldu. Zaten yine satranççı ağabeylerimizden Malik Çapar da benim gibi teorik oynayanlar için seyircilere dönüp şikayet eder gözlerle bakar “15 hamle Tal ile oynuyorum” diye kükrerdi. Yani rakip kendinden ne kadar zayıf oynarsa oynasın teorik oynayınca haliyle 10-15 bazen İspanyol gibi uzun açılışlarda 20 hamle doğru gidiyor, yapacak bir şey yok! Ancak ne var ki satranç öyle zengin bir oyun ki teori bittiğinde iş yine içinden çıkılmaz bir hal alıyor ve eşi olmayan bir oyun oluyor. Hesaplıyorsunuz hesaplıyorsunuz ama yine sürprizler, bilinmeyenler çıkabiliyor, beklenen beklenmeyenler olabiliyor. Ben buna macera yaşamak diyorum, herkesin macera yaşamaya ihtiyacı var!

Soldan sağa: Hayati Topaloğlu, Salih Muratoğlu, Sabri Koçak, Hayri Özbilen, Metin Kayaman, İbrahim Baboğul 2009

Satranççılar içinden bakınca satranççı ne ister? Basitçe satranç oynamak ister. “Peki, tutan mı var git oyna” diyebilirsiniz ama keyifli bir satranç oyunu için çok koşul var. Neler mi? Sıralayalım.

1- Rakip

Satranç mücadele içerir, bu yüzden iyi ve keyifli maçlar güçlü rakiplerle mümkündür. Satranççı kendini daha güçlü rakiplerle test etmek ister. Başardıkça yukarı tırmanmak ister. Başaramazsa yeniden denemek ister. Kendi kategorisinde başka yerlerden, yörelerden, şehirlerden, ülkelerden rakiplerle oynamak ister.

2- Ortam

Satranç nezih bir oyunudur. Ortam birkaç açıdan önemlidir. Düşünce yoğunlaşması yaşanacağından ortamda itici, sıkıntı verici şeyler olmaması gerekir. Ferah, nezih, sessiz bir ortam beklenir. Bu oyunlar için böyle ama her sporda olduğu gibi oyundan sonra oyun üzerinde konuşup tartışılması ayrı bir zevktir. Maç sahası dışında da analiz ve sohbet ortamı da bekler satranççı. Kaynaşmak arkadaşlık, dostluk da kurmak ister satranççı. Satranççılar “Stockfish” değildir.

3- Malzeme

Bu konu benim için çok önemli. Satranca başladığımda bir satranç takımı bulup alamamıştım. Sonunda plastik oyuncak bir takımla satranca başlamak zorunda kaldım. İlk doğru dürüst satranç takımımı İzmir’de tatildeyken almıştım. Rastlantı sonucu Kordon’da dolaşırken bir mobilya mağazasının vitrininde ahşap bir satranç takımı görmüştüm. Mobilyacı aslında onu oraya dekorasyon amaçlı koymuştu. Bana satması için çok ısrar ettim. Sonunda razı oldu. Kaça aldım bilmiyorum ama pazarlık yapma şansım tabii ki yoktu. O takımı aldıktan sonra ilerlemem büyük ivme kazandı diyebilirim rahatlıkla. Bir oyunda her şey yerli yerinde olmalı iyi bir takım da oyunun temel parçası. Katıldığım turnuvalarda da “Bulgar ekolü” bakalit taşlardan oluşan takımlar olurdu. Onlar da fena değildi. Ya sonra? Devlet satranca el atıp sayıca bol alımlar yapmaya başlayınca atık plastikten standart dışı takımlar eski güzelim takımların yerini aldı. Neyse ki son zamanlarda “board”da oynamak diye bir şey var da elimiz ahşap taşlara değebiliyor! Böyle deyince bir anım daha depreşti. 2008 yılında Almanya Bad Zwischenahn’ta yapılan dünya şampiyonasında gitmiştik. “Board” yoktu ama çok güzel ahşap taşlarla oynandı o turnuva. Turnuva bitince organizasyondan takımlardan birini bana satmalarını istedim. Önce “yok” dediler, “bunlar satılık değil turnuvalarda kullandığımız takımlar.” Ben de ısrar ettim “siz nasılsa yine yerine bulur koyarsınız ben bulamam gidiyoruz zaten” dedim. Aralarında bir süre konuştular sonunda satmaya razı oldular. Hala saklıyorum keyifle çok da kullandım.

Yalnızca takım mı? Hayır. Masa sandalye de önemli. Salgından önce son turnuvam Antalya emektarlar Türkiye Birinciliği olmuştu. Benim açımdan işler iyi gitmedi dördüncü olabildim. Konu başka tabii. Nasıl oynuyorduk biliyor musunuz? Sandalye sandalye üzerine koyarak. Çünkü masa yüksekti oturunca alçakta kalıyordunuz. Sonradan yükseltmek için minderler geldi. Ben 1,80 boydayım ama aynı şeyleri ben de yapmak zorunda kaldım. Turnuva düzenleyicileri satranççı olsa böyle mi olur? Olmaz! Çünkü masaya oturup bir bakar her şey yolunda mı diye ve fark eder. Sandalye mümkün olduğunca da rahat olmalıdır. Nihayetinde üzerinde saatler geçireceksiniz. Sandalye masa yüksekliğinde anormallik olmamalıdır. Sadece bu mu? Masalar tablayı oynatmayan altına ayaklarınızın rahat gireceği mümkünse dört bacaklılardan olmalı. Bu ayrıntılar hiç turnuva düzenleyenlerin aklına gelmiş midir? Düzenleyenler turnuvalarda ter dökmüş satranççılar ise gelmiştir.

Masa altındaki boşluğa, sandalyelere dikkat
4- Konum

Konum deyince tabii ki ulaşılabilirlik. Yakınlık önemli. Turnuva salonuna uzun uzun yollar kat edilip gidilmemeli. Ulaşmak ıstırap verici olmamalı. Rahmetli Ali İpek İstanbul’da Pendik’te oturuyordu. İstanbul’un bir ucu. Bir sohbetimizde turnuvaya ulaşmak için yarım gün seyahat ediyorum dediği aklımda kalmış. Bu sözlerle aslında satranç sevgisini anlatıyordu. Maç yapabilmek için nasıl zorluğa katlandığını vurguluyordu. Yerel turnuvalar böyle. Ulusal turnuvalarda da merkezdeki iller tercih edilmeli. Türkiye büyük ülke. Bir uçtan bir uca yolculuk kolay değil. Uçak var denilebilir ama onun da ne standart ne de uygun fiyatı var. Çok önce alacaksın, gidersin gidemezsin vs. Bazen uçuş bulmak da sorun olabiliyor.

5- Zaman

Satranç sporunda zaman önemli bir yer tutuyor. Maçlar uzun zaman alıyor. Kategorilere göre talep edilen zamanlar değişiklik gösterebiliyor. Her şey yerinde bile olsa zamanı uygun değilse katılamıyorsunuz.

6- Ekonomi

Bir de işin masraf boyutu var. Doğal olarak satranççı da fazla masraf istemez. Günümüzde organizatörler otel turnuvalarını tercih ediyor. Yurt dışında da öyle. Yukarıdaki sorunların önemli bir kısmı otel turnuvalarında çözülüyor hele 5 yıldızlı olursa. Ama epey de tuzlu. Yani ya uygun koşullarda otel olacak ya da satranca özel yerler. Tabii ki tercihimiz ikincisi!

Buraya kadarı bir yandan okuyan, bir yandan çalışan ya da benim gibi emekli satranççıların dertleri diyebiliriz. Bir de profesyoneller var. Yani mesleği satranç olanlar. Onların ek talepleri var:

1- Kendilerini tam olarak satranca verebilmek için geçim kaygısı taşımamak.

2- Ödülleri iyi olan turnuvalarda oynamak

3- Güçlü çalıştırıcılarla çalışmak

4- Bol yurt dışı temsil

Sonuç: Türkiye Satranç Federasyonu Türk satrancını yönetiyorsa, satrancın de temel bileşeni sporcusuysa o zaman onların sesine kulak vermelidir. Biz öyle yapacağız!

Değerli satranççı arkadaşlarım eksik bıraktığım, atladığım bir konu veya bir itirazınız varsa bildirirseniz sevinirim. Satrançla kalın, sağlıklı yaşayın.

Sabri Koçak

“Satranççı ne ister?” için bir yanıt

BENİM DE SÖZÜM VAR
*SATRANCIN GELECEĞİNİ ÇALDILAR: ÇOCUKLARIMIZ VE GENÇLERİMİZ SATRANCIN UFKUNU GÖREMİYORLAR BİRİLERİNİN KOLTUK SEVDASI YÜZÜNDEN.
HESABI SANDIKTA MUTLAKA SORULMALIDIR

*SON DOKUZ YILDA SATRANCIN GELECEĞİNİ HEBA ETTİLER: BEŞYILDIZLI OTELLERE PARA KAZANDIRDILAR AMA ÇOCUKLARIMIZIN GENÇLERİMİZİN VE KADINLARIMIZIN KISACASI SATRANÇ AİLESİNİN GELECEĞİNİ HEBA ETTİLER.
HESABI SANDIKTA MUTLAKA SORULMALIDIR

*SON YEDİ YILDIR SATRANÇ AİLESİNİN ÖNÜNE BİR PROJE KOYAMADIKLARI İÇİN HER YIL “SOKAKTA SATRANÇ VAR “PROJESİ İNSANLARI SATRANÇTAN SOĞUTTU. TSF SİTESİ GÖNLÜ SATRANÇ SEVGİSİYLE DOLU OLAN SATRANÇ AİLESİNİN HATIRA FOTORAFLARININ YAYINLANDIĞI SİTEYE DÖNDÜ. KİM DAHA İYİ POZ VERMİŞ YARIŞMASINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ.
HESABI SANDIKTA MUTLAKA SORULMALIDIR

*İLKELİ, SORUMLU, BAŞARILI VE SAYGIN BİR FEDERASYON OLMAK İÇİN SANDIKTA VİCDANININ SESİNE KULAK VER.
UNUTMA; SANDIK KULÜP ADINA HESAP SORMA ALANIDIR. BU DEMOKRATİK HAKKINI 05 KASIM 2021 GÜNÜ MUTLAKA KULLAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.