Kategoriler
Sabri Koçak yazıları

Aday, aday, aday ya delege?

Seçen de seçilen de nitelikli olmalı

Seçimin iki temel aktörü var. Aday ve delege. Başka bir deyişle seçilen ve seçen. Adaylar çok konuşuluyor da ya delegeler? Ben her iki aktör için seçime beş kala bir kılavuz hazırlamak istedim. Önce aday. Bir yönetici adayında hangi nitelikleri aramak gerekir? Hemen akla ilk gelenlerle başlayalım ve satranca uyarlamaya çalışalım.

1- Eğitim

Nedendir bilinmez spor federasyonlarına başkan olmak için yüksekokul mezunu olma koşulu kaldırılmış Kahraman Olgaç başkanlığa atanırken. Oysa nitelik deyince ilk akla eğitim geliyor. Şirketinize yönetici ararken herhalde başvurularda ilk buna bakarsınız. Eğitim deyince onun da dereceleri ve alınan yerle ilgili niteliğe etki eden etkenler var. Bir satranç fakültesi ya da yüksekokulu olmadığına göre iyi bir üniversite, iyi bir fakülte önemli bir beklentidir. Lisansüstü eğitim de artı değerdir tabii ki. Lisans eğitimi olarak en ilgili adres sanırım Spor Bilimleri Fakültesidir. Ancak bir de alaylı eğitim var ki bu satranç gibi özel bir dalda büyük önem taşıyor. Çünkü satranç üç aşağı beş yukarı bilinip ortaya çıkılacak bir dal değildir. Zor bir alandır ve ayrıntılı içeriklere, bileşenlere sahiptir. Kısaca aday olacak kişi iyi bir satranç geçmişine sahip olmalıdır. Bunun kontrolü ya da ortaya konması da kolaydır. Kariyer, belgeler, unvanlar, UKD, Elo, yayınlar, yaptığı işler, satranca katkıları vs.

2- Deneyim ve referanslar

İş deneyimi ararken yöneticilik ve yaptığı işlerle ilgili deneyimler de önemli. Ancak burada yine yönetmeye talip olunan alanla ilgili deneyimler ve yapılan işler öne çıkar. Kişi deneyimli olabilir ama yaptığı işlerde başarılı da olmuş mudur? Burada referanslarına bakmak gerekir.

3- Dil

Yönetici hangi dillere ne ölçüde hakim. Yabancı dil bilerek demedim. Çünkü bana göre bu anadili de kapsar. Anlam bozukluklarından, yazım yanlışlarından kurtulmuş olmalı yönetici.

4- Ürettiği eserler, katkıları

Genel olarak yayın kastedilmektedir. Ancak alanın kendine özgü özelliklerine göre başka şeyler de olabilir. Önemli projeler, araç gereçler, madalya ve kupalar vs.

İdeal Aday

Bu tabloya göre tercihan iyi bir üniversiteye bağlı Spor Bilimleri Fakültesi mezunu, tercihan lisanüstü eğitim de almış, yeterince uzun satranç sporcusu olmuş, iyi oyuncu denilebilecek bir UKD ya da Elo sahibi, satranç alanında kimi görevler de üstlenmiş, yöneticilik yapmış, satrancın oyunculuk dışındaki alanlarında da görev almış, unvanları olan, yayını ya da yayınları olan, önemli organizasyonlara imza atmış, kendi diline hakim, yabancı dili de olan bir aday ideal bir adaydır. Tüm nitelikleri bir arada bulmak güçtür. Bir de her andığım niteliklerin her biri eşit ağırlıklı da olmayabilir.

İdeal adayın seçilme şansı nedir?

Diyelim ki böyle bir aday ya da bu niteliklerin tamamına yakınına sahip bir aday ortaya çıktı ve mevcut yönetimin başkanına karşı aday oldu! Bay veya bayan X! Şimdi soracağım ve kendim de yanıtlayacağım. Peki, mevcut yönetime rağmen, siyasetle de pek arası yoksa bu adayın seçilme şansı var mıdır? Yanıt: Ne gezer! Nerede onu seçecek delege!

Bu yanıtı değişik biçimde bir arkadaşıma da vermiştim. Araya arkadaşımla olan konuşmamı sıkıştırayım. Bir gün telefonum çaldı arayan Metin Kayaman ağabey. “Ya Sabri bizim Hulusi aday olmuş sen de onu destekliyormuşsun” diye söze başladı. Evet dedim. “Ya sen onu niye destekliyorsun sen aday olsan onun iki katı oy alırsın!” dedi. Cevap basitti tabii. “Metin Ağabey delegeler siz satranç üstatları olsanız belki doğru olabilir ama maalesef beni tanıyan iyi ki aday olmuş diyecek delege sayısı en iyi ihtimalle ya bir tanedir ya iki” dedim.

Evet tam bu aktardığım konuşma gibi sorun aslında adaydan çok delege. Çünkü mutlaka bu beklentilerin en azından önemli bir bölümünü karşılayacak bir aday çıkar. Çünkü sonuçta bir kişi ama onu nitelikleriyle değerlendirecek delege nerede? Şimdi de kimler delege olmalı ona bakalım.

1- Eğitim

Delege de eğitimli olmalı. Belki lise, belki üniversite tartışılır ama olmalı. Eğitim her işin başı. Örneğin üniversitelerde bir zamanlar rektör, dekan seçimleri öğretim üyeleri tarafından yapılırdı. Seçimde ancak öğretim üyelerinin (o zamanlar öğretim üyesi olmak için en az yrd.doç olmak gerekiyordu. Şimdi sanırım yrd.doç kalktı dr. yetiyor) oy verme hakkı vardı. Öğretim görevlileri, okutmanlar, uzmanlar, çeviriciler oy kullanamıyordu ki onlar da akademik personel. Koskoca bir sporun yöneticisini seçmek için neden hiçbir koşul yok? Anlamak mümkün değil. Burada da yine alaylı eğitimi çok önemserim. Yani delegenin bir satranç geçmişi olmalıdır. Adaydaki kadar güçlü olmayabilir ama yine de delege satrancın içinden olmalı ve adayları tanıyabilmelidir.

2- Sporcu

Şimdi burada aktif pasif meselesi tartışma konusu. Hem herkesi lisansını yenilemeye çağıracaksın hem de oy hakkını elinden alacaksın. Bu nasıl mantık? Bir de sporcu neden pasif olacakmış? Bunun mantığı nedir? Satranç özel bir spor ölene kadar sahalarda yarışabiliyorsun. Satranç 40 yaşında veda edilen geleneksel sporlardan değil. O halde sporcu hep aktif olacak demektir. Aktif sporcu oy kullanamaz demek sporcunun oy hakkı yoktur demektir. Bana göre delegesi olan bir kulüpte oynamayan aksi takdirde fazladan oy hakları olmuş olur, en yüksek ratinge sahip söz gelimi on sporcu oy kullanabilmelidir.

3- Hakemler

Yine en yüksek dereceli 5 hakem aktif pasifine bakılmadan oy kullanabilmelidir.

4- Antrenörler

Yine delegesi olmayan kulüplerde faaliyet gösteren en yüksek rütbeli beş antrenör de oy kullanabilmelidir.

5- Ve nihayet satrançla bağı olmayan kurum ve teşkilatların oy hakkı olmamalıdır.

İşte o zaman ona seçim denir.

Var mısınız?